11 Nisan 2010 Pazar

The Darkest / Sickest Minds (+18) !



Ben bu filmi seyredeli 1 seneden fazla olmuştur , sinemada seyretmemiştim sağolsun Digiciğim arka arkaya haftalarda Hostel Part I ve Hostel Part II yu vermişti.
Çok açık söyleyeyim , beni bu kadar konu itibari ile sarsan GORY tarzı  film olmadı. Tabi açıkçası ben SAW serisini tamamen seyretmedim ama benim aklıma durup durup Hostel i getiren kanlı sahneler değil ; dediğim gibi konusu benim  içimi ürpetiyor .
Hikaye şu ; Slovakyada insanların illegal bir organizasyon tarafından , istenilen parayı ödeyen kişiler için kaçırılıp eski bir yıkıntı binaya getirildikten sonra - ki buraya işkence müzesi deniyor- parayı ödeyen kişi tarafından akıl almaz işkenceler ile öldürülmesi.
Filmin yönetmeni ( Eli Roth) bu hikayeyi gerçek yaşamdan esinlediğini söylemiş. Şöyleki Tayland da özellikle hasta olan mahkumları , yabancı zenginler için hapishaneden kaçıran bir çete falan varmış deyyolar Valla bilemem ben onların yalancısıyım.
Asıl beni psikoya bağlayan kısım da bu ; ya hakikaten biz her bir insan yavrusu anamızdan çiğ süt emdik ama Gerçekten başka bir insanı herhangi bir et parçası olarak görüp , onu para ile satın alıp bir de üstüne üstük en tiksinç , korkunç vicdansiz şekilde işkencelerle öldürebilir mi ? Hemen hemen herkes bu kadar hastalıklı düşünceleri , kompleksleri barındırıyor mu içinde ? Ve sadece buna maddi imkanlarının kişisel bağlantılarının ve tabi sapıklığın uç noktasında olan adamlar yapabildikleri için yapıyorlar.Tabi ben de farkındayım ki seyrettiklerimiz film sahnesi ama neredeyse eminim ki vardır gerçekten böyle illegal sapkınlıkları organize edenler ve bunun müşterisi olan hasta beyinler...Acaba gerçek hayatta , belki hergün karşılaştığımız bir insanın ,söz konusu şartlara sahip olması durumunda ( para pul , güç şu bu)  böyle bir şeyin talepkarı olmayacağını nerden biliyoruz???

Hostel Part II da ; filmin başında gözüken bir sahne var sanırım beynime kazındı.Cesetleri yaktıkları bir fırın odası var ; burda bir ''kasap '' arkadaş zati oldukça parçalanmış olan bedenleri fırına girecek şekilde bölüyor ve bu sırada cüzdanının  içindeki  paraları aldıktan sonra içlerindeki resimleri de bedeni ile beraber ateşe atıyor. Yani bir insanın bedeni ile beraber tüm anıları ortadan kaldırılıyor.Neden bilmiyorum film de olsa kurbanın cüzdanında taşıdığı ve muhtemelen hayatında en sevdikleri olan insanlarla çekilmiş olan bir fotografın yakılması beni çok etkilemiştir. Aslından burada anlattığım sahneyi biz haberlerde  filan seyrediyoruz. Yani savaş açılan bir ülkede insanları öldürmenin yanısıra değerli eşyaları çalınıyor, tecavüz ediliyor demek ki gerçek hayatta bu filmden bile beteri yaşanıyor ancak sanırım artık böyle şeyleri  kanıksadık Allah bizi ıslah etsin...


Ayrıca; yine beni sarsan sahnelerden biri de ; krbanların bir odada ağızları elleri ve ayakları bağlı olarak ; kendilerine ne olacağını tam olarak bilemden çaresizce bekletilmesi. Bu odada , kendilerini kesip doğrayıp ; hastalıklı beynini , ruhunu doyuma ulaştıracak ''alıcıyı'' bekliyorlar.Nasıl bir işkencedir bu ? Bu konuyu çok etkilendiğimden araştırdım baya seyrettikten sonra geçen sene ; terminolojide Mental Cruelty olarak geçiyor , yani psikolojik işkence diyebiliriz . Tamam kabul ediyorum ; bu da film sahnesi , bu resim filmin sahnesinden ancak  Nazilerin aynı bu şekilde insnaları bu tip odalarda bekletip sabun yaptıkları doğru değil mi ? Tarih bunu yazdı yaşandı bu gerçek . Bu durumda o meşhur söz aklıma geliyor ;
''Art imitates life ''
Dediğim gibi bu Hostel serisini seyredeli çok oldu ama ben de gerçekten ''Ulan ( ki ben ulan demeyen bir insanım) bu dünyada harbi vardır böyle manyaklar 72 ülkeye de giren çıkan insanız başımıza bi halt gelmesin'' diye yusuf yusuf tribine soktu şimdi ne yalan söyleyeyim...
Az önce IMDB den baktım Hostel Part III 2010 da gösterime girecekmiş ; mümkün değil sinemada seyredemem daha doğrusu yanlız seyredemem.. Oyy anam içim ürperdi beee , korkak kurbaa oldum ben....

10 Nisan 2010 Cumartesi

Frog'dan bir acı gerçek daha!!!!


Ya ne sanmıştınız Allah'ın boş vakit zengini akıl fukurası kulları ...?

Dışarıda koca bir yaşam akıp gidiyor bazıları da bilgisayar başında tarlaya ektim soğan şeklinde bön bön oturur bekler ''harvest'' zamanını . Yemin ederim  şu resimdeki inekten daha bön bu insan ya !!! Asıl benim bu konuda bu kadar cellalenmeme neden olan şey genelde bu ''berkutların'' sürekli olarak şu filmi kaçırdım seyremedim yok falan arkadaşımı ne zamandır aramadım , bilmem nerde falan mekan açılmış , bir türlü denk düşürüp gidemedim deyip durmaları! Şimdi ;  hem sanal ortamda real time oyun oynayıp hem de  mütamadiyen ''busy schedule''  dan muzdarip olduğundan dem vuran birine artık ben acımam kardeşim!!!
Farklı bir kullanıcı profili açısından da bakmak isterim. Yani yapacak daha iyi bir işinin olmadığını düşününler  daha doğrusu öyle zannedenler ! E be güzel insan; denyo ırgat sana diyorum ; Sen vaktini böyle saçma salak şeylerle israf edip beynini pelte kıvamına getirdikçe zaten uzamazsın bilakis kısalırsın...

Kıssadan hisse diyelim ; Dışarıda hayat var , Çık dışarı!!!!!

8 Nisan 2010 Perşembe

Halet-i Ruhiyem (Currently)



I wanna  do BAD THINGS with youuu....

Anlayana........

I sense the intelligence



İşte zeka kokan , ''creative '' reklam budur derim... Mükemmelll...

Feyz alsın birileri

7 Nisan 2010 Çarşamba

Yakışştı Bea !!


                       

Tek taşımı kendim aldım tek başıma kendim taktım = : )))))

Photographed by Derin Türköne in Frog's house at 11:40 p.m.

PS : Derin are you f***ing serious ???....LOL

6 Nisan 2010 Salı

Life is a State of Mind


As far as I understood from it ; ''Life is the exact same thing with your own perception ''

Very wisdom quote from Jack Warden*

I do not need confusion anymore ; I have my own clear mind. I just wanna embrace my dream ; at least until reality starts to bite me.

* : He was a British Actor

5 Nisan 2010 Pazartesi

Alsam mı almasam mı ? Gitsem mi gitmesem mi ?


Bende bir laz inadı varki Allah Yarabbi , anlatılmaz zaten bilen bilir :)... Malum bizim 'AĞA' başkan Mr. Aziz Yıldırım' a biraz kızgınım inat ettim bu hazret inmeden başkanlık koltuğundan Şükrü Saraçoğlu' na maç seyretmeye gitmiyorum . Bu sezonla beraber 3 sene oldu o Mabed'e ayak basmayalı ... Gel gelelim içim içime sığmıyor artık bir yandan damarlardaki  sarı lacivert kan bir yandan Laz Damarı !!! Durum vahim...

Kombineler , hali hazırdaki hak sahipleri öncelikli olmak üzere satışa sunuluyor bu yakın zaman içinde ...Artık ben de dayanamayacağım gibime geliyor ama bir yandan kendime verdiğim sözden de caymak istemiyorum ama bu mübareğinde gidesi yok hiç...

Bilemedim.... Bu konuyu dostlarla istişareye açıyorum. Nihai kararımı da bu blogdan bildireceğim...