BohemianFrog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
BohemianFrog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ekim 2010 Pazartesi

Ehlikeyf Frog


Bıraktım kendimi boşluğa ... Çalış çalış , düşün düşün , dertlerle dans et nereye kadar. Bugüne mahsus olmak üzere  Frog , '' The pimp of Sefa'' oldu .
Bir de fondaki şaheser Markus Schulz - Cause you know ...

making promises i can't keep
do I show up empty
should I beg for your mercy
do you know I'm glad to be

Sanıyorum hatta eminim  bundan güzel bir Pazartesi yaşanamaz...Biter mi bitmez mi derken gerçekten dertlerin de  bir son kullanım tarihi var ve o günden sonra istesen de istemesen de yallah çöp tenekesine. E yenilerine yer açmak lazım....
Neyse şu güzel ortamı  (  bknz pikçır ) bozmayalım böyle melankolik laflarla daha fazla .  Piliz du nat distörb mi !!!!  I need to try this cigar  and it won't be easyyyy :)

23 Ağustos 2010 Pazartesi

İftarda Nerdeyiz ?

İftarda , Ritz Carlton otelindeyim.Orucumu , Şef Guiseppe Kolpayanti nin hazırlıdığı trüf mantarlı altın çorbası ile açacağım ve ,böylelikle açın , bulamayanın halinden anlayacağım.

Bıraz zor anlarsın canım! Oruç gibi , insanlara yoksunluğun zorluğunu hatırlatmaya ve bu yoksunluklar ile yaşamak bir şeklide kaderleri olmuş , bizden daha şanssız insanları anlamaya yönelik , son derece , şafşatadan ve görünürlükten uzak olması gereken bir ibadeti bile , bir ''lifestyle'' havasına , bir gösterişe sokuyorlar ya -yani ben hadi neyse birşey demiyorum gene ağzımı bozmayayım şimdi mübarek günde .

Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu derler adama !

12 Temmuz 2010 Pazartesi

A Spectacular Capture


Bebek seems awesome in the mornning ...

Bohemianfrog is adjusting herself to  the new neighborhood ....


8 Temmuz 2010 Perşembe

Yavrummm Doötçland yazık oldu sana

Saolsun Fatih Terim egosantiriği , Dünya Kupasına katılamadık. Zaten son 10 senede , 2002 de Dünya Kupasında vardık bir de 2008 Avrupa Kupasında ! Dünya 3. lüğü ve Euro 2008 Yarı final ! E demek hepsine katılabilsek birinden birisinde şampiyonluğu da alırdık :(
Neyse Turkey piyasada olmayınca Doötçland  ı tutmaya karar verdim , onda da vuslata eremedik. Zati şampiyon Ispanyollar gibi şimdiden bence Hollandalı kardeşlerimiz boşuna içip coşup kafayı buluyorlar .

Ama en azından Sülümanla girdiğim iddiayı kazandım . Şampiyon Avrupa kıtasından çıktı. Çok güveniyordu Berezilya ya Arcantin e O!:) Ehh gideyim Lacoste den bi tişört seçeyim ben kendime .Aslan Sülüman öğren artık benle iddia ya girilemeyceğini  Berezilya şampiyon olsa dahi ben ne yapar ne eder o tişörtü sana aldırırırdım abicim

7 Temmuz 2010 Çarşamba

Just do it!


And you can see my heart beating
You can see it through my chest
Said  I'm terrified but I am not leaving

Just do it , just pull the trigger and stop my agony.

22 Haziran 2010 Salı

Elf misin mübarek ?

Şu yaşıma kadar , çok şükür oldukça emprovize yazılmalara , girizgahlara maruz kaldım. En babaları tabiki cennet ülkemin yağız deluğanlılarından geldi ,yurttaşlarımızı da İtalyanlar izliyor. En azından benim gözlemlerim böyle...
Ancaaak , çok değil daha yarım saat önce öyle bir tanesini duydum ki olmaz böyle şey!!! Şirkete, bir çalışma arkadaşımızın kuzeni geldi. Maşallah fecait birşey...Neyse , zaten oldukça şamatalı geçen sohbetten sonra , nezaketen , arabasına kadar geçirme gafletinde bulundum arkadaşımla beraber kendisini .Tam klasik nays to mit yu kısmına gelip el sıkışıcakken ettiği laf beni kopardı , hatta yarıldım desem ; noktasına virgülüne dokunmadan aynen aktariyorum ;
X , Elf misin canım sen  !? Yarın yine gelcem ben!
Höö ?? dedim kaldım ilk saliselerde , sonra kopuş o kopuş . Valla çok zevzekçe mi buldum yoksa çok mu hoşuma gitti şu an sağlıklı bir beyanat veremeyeceğim:)
Bu elf misin nesin muhabbetini  daha önce sourtimes.org da okumuştum ama hangi konu ile alakalı idi hatırlayamayacağım . Sanırım sözlük bazı dimağlara inspreyşın olmuş negzel !

Edit : Hee Elf im ben! Yukarıdaki tipe bak aynı ben :)

Teknoloji gelişir , Eblehlik baki kalır

Biri eline telefonumu alsa , şöyle bir kurcalasa diyecek ki niye hep tanımadığın numaralar ile konuşup mesajlaşıp duruyosun . İtiraf ediyorum, teknolojik üşengeçlik mallığından muzdaripim!!!!En çok mobil iletişim kurduğum kişileri bile oturup rehbere kaydetme kabiliyeti yok bende! Bu kadar numarayı ezberde tutmak daha kolay geliyor . misal şu bir kısmını kamufle ettiğim numerolardan birisi öz be öz abime ait. Bir diğeri günde 300 kez filan mesajlıştığım çok yakın bir akadaşıma  Kendisini arayacağım zaman mesajlarını açıp , . numarayı ara diyorum  o yuzden  arama ekranında başında +90 ile çıkıyor.Her aradığımda valla kapatınca kaydedecem diyorum ııhh ıhh , öyle sanki 40 kat yabancı gibi takılıyo.Allaha şükür , şu ana kadar bu durum çok büyük bir pota neden olmadı. Alakasız birini , alakasız bir saatte filan arama ihtimali var ;  aman diyeyim... Hatta ondan da kötü bir conspiracy theory de var ki ; çok uygunsuz kaçabilecek bir mesajı , yanlış numaraya yollamak. Diğerinde , pardon karıştırdım der , kaparsın en kötü ihtimal!Ateşle oynuyorum zaten pek hırlı bi mahlukat değilim , niyazi olmayalım sırf bu mobil özürlülükten :)
Ama azmedicem , oturcam herkesin numarasını ismiyle cismiyle kayıt altına alıcam telefonda! İşin komiği, hangi numaranın kime ait olduğunu nasıl da ezberlemişim. Dahilik ile delilik arasındaki ince çizgideyim sanırım deliden ziyade teknolojik spastiklik  kısmına daha bi yakınım bu konuda

12 Haziran 2010 Cumartesi

Kişinin büyüdüğü anladığı an

Evet varmış böyle birşey , yaşanıyormuş , yaşayıp da anlıyormuş  insan büyüdüğünü , artık olgunlukla karışık bir üzüntü ve kabullenişi birlikte yaşamak , iliklerine kadar hissetmek , acının gelip zönk diye tam diyaframının biraz üstüne oturup boğazını zorlaması , sanki alıp verdiğin nefesle acıyı soluduğu hisstemek . işte tam da şu an bunları aynen yaşıyorum hatta bana sorsalar bu kelimelerin ifade ettiğinden daha fazlası ama ah işte o kelimeler öyle kifayetsiz ki Nur içinde yatsın şair dedirtiyor...
Bu yazı kaç paragraf sürer bilmiyorum , yüzlerce yazacak kadar doluyum...Burası da benim mekanım ise bugün benim kahrım çekilsin napayım...
Ahhh avazım çıktığı kadar içli içli ağlayamıyorum dedim ya büyümüşüz , olgunlukla karşılıyoruz zaten bildiğim bir şeyin sonunda tam da günü geldi.Bin kere soruyorsun acaba herşey farklı olsaydı ne kadar mutlu olurduk veya olmazdık. Son sözlerini hatırlıyorum ; ''keşke herşeyi değiştirme şansım olsaydı'' demişti ki ikmizin de elinde böyle bir güç yoktu.Bazen sevmek , aşık olmak yetmiyordu , hayatta bazı şeyler vardı ki yollar hiç istenmese de bir daha birleşmemek üzere ayrılıyordu.O kendi toprağında ben kendi toprağımda büyümek yeşermek ve günü gelince solup gitmek durumundaydık.Yeni yetme  değildik ; yeni yetme olsak o gözümüzü korkutan bazı şeyleri  göğüsleyecek cesaretimiz olurdu , kocaman bir kadın ve kocaman bir adamdık.
O derin bir nefes aldı ve kendi toprağından bir çiçekle yola devam etti.Ve bizim asla varmamıza imkan olmayacak o vuslata bugün onunla eriyor. Artık düşünmek , sevgiyle anmak ,nefretle anmak vb. anlamsız...
Ortak bir arkadaşın yazdığı '' X'in son bekarlık saatleri'' mesajını okumak....
İşte sanki söyleyeceğim çok şey var da , yazsam yada konuşsan tek bir kelimeyi bulamıyorum ya da tam söyleyecekken saçmalık ötesi geliyor düşündüklerim . Tam bir dilemma yaşıyorum.
Dedim ya şu an artık ne  küçük bir kız çocuğu, ne hayatının deli çağında  bir 17 lik bir genç kız değilim. Çünkü, artık tam anlamıyla sonsuzluğa kadar kaybettiğim kişi ne mahalleden taşındı ne de başka bir okula geçti .Hayatımın çok farklı bir evresindeyim artık .Artık, çok daha ciddi çok daha resmi bir en dibe gömme, hiç hatırlamamak üzere unutmuşluk oyunu oynama zamanı.Büyüyünce böyle oluyormuş işte.
Ama bir de kişinin büyüdüğünü anladığı anda , o büyümüşlükle gelen '' olgunluk, metanet'' gibi kavramlar gelip yerleşiyor içine ki bu da dengeyi sağlıyor.
İşte bu ''denge'' sağlayıcı olgunluk , metanet , muhakeme şunu da dedirtiyor insana ;

Herşey olur , herşey unutulur, ve hayat devam eder her yeni günle yeni şeyler gerekse bir de üstüne üstlük Allah yardımcımız olsun derim. Ve büyürüm birazcık daha ...

PS : Kişinin büyüdüğünü an , biraz da pişmanlık nedir öğrendiği andır.

PS 2 : Bu yazıyı yoruma kapatiyorum , teselli istemiyorum , bu konuda benden başka kimse birşey söylemesin...bu da bana kalsın

31 Mayıs 2010 Pazartesi

Geldi bahar ayları...

Her sene aynı muhabbet , aynı lanetlik aynı nemrutluk bu ne ya Allah'ım bu ne ... Yeminle bu yaz ayları bütün yaşam enerjimi çekip alıyo 85'lik nenemden beter oluyorum hem bezginlik hem de nemrutluk konusunda :)Kınıyorum işte yaz aylarını kınıyorum  bu ne ya eriyip gidecez mayışmaktan beynimiz olmuuş pelte kıvamı .Hiç çalışasım yokken 4,5 saat toplantı yaptım ya hani benim cennetim der gibiyim:))))

Off öyle bir yatasım da kalkmayasım var ki sorma gitsin .... Bıkkınlığın öyle bir Nirvana mertebesindeyim ki araba kullanasım yok kaldım mı şimdi maldanado gibi ofiste!!!... şu 3'lü kanepe  ''gel kurbaa zıpla bana  boylu boyunca'' diyo sanki . Valla diyo yok yok sıcaktan ve çok çalışmaktan manyadığım filan yok  inanın duyuyorum çağırıyo beni :(

18 Mayıs 2010 Salı

Why Me ?


Döndüm  gene vatan toprağına , ama var ya hiç gelesim  yok , hiç yüzleşesim yok bazı şeylerle...
Şampiyonluk faciasından tutunda ofiste zehirli sarmaşık olmuş işler , bi de bazı kişisel meseleler :) Açık söyleyeyim bir tane bile geyiğe maruz kalacak sabır denen naneden yok bende. Hiç tarzım olmayan şekilde , ağır geri dönüşümleri olur bu şaka teşebbüslerinin...
Veee ger şey güzel şey gibi tatilin de sonu var , ofis Perşembe günü bizi bekler , bakalım yaralı sayısı 10 u bulacak mı , Allah vere ölü olmasa ( Anlayanlar anladı ) . Bana diyorlar '' ya rahvan gitsin de '' Diyemiorum , tedavisiz bir workaholichim ben kabul :)
Hadi bunların hepsine alışığız artık malum Fenerim acı kaynağım , işim stres pınarım. Ama başımda bi bela varki ... Ilk kez oldu diyebilirim. Hakketen ben bazı konularda hiç bişey yaşamamışım, ağır oldu bu yaşta . Bir yerde yanlış yaptım , düzeltemiyorum , anlatamıyorum. Vicdanen rahatsızım.Değerli mentorum Hakan Bey'in kulağıma küpe olmuş bir lafı vardır ''Herşeyi biriktirirsin para pul , mal mulk vs... ama bence sen insan biriktir'' demişti bana. Çok şükür , bugün ölsek -bildiğim kadarıyla- ''ohh world is a better place , I am a happier person'' diyecek biri yok gibi:) Şaka bir yana , istemeden de olsa birini kırmak , üzmek hele hele harbiden sevdğim birinin sıkıntısına sebep olmak acayip kanırttı tabiatımı .
Du bakalım zabbah ola hayrola....

13 Mayıs 2010 Perşembe

A New Era In My Life


Yaptığım ettiğim çok şeyin arasında pek azı bende 'bambaşka birşey '' hissi  uyandırmıştır . Ruhsuz muyum neyim artık.... Bu da o nadir şeylerden biri oldu ; gerçekten kabul edildiğimi öğrediğimde biri beni çimdiklesin istedim.

Hayırlısı ile  long -distance   MBA yapacağız bu  ilim -irfan yuvasında ... Negzel ya , neydi öyle eskiden kalkar okula , kampüse giderdik  : )
Aman artık gülücük efekti , kahkaha nidası yapmayalım , ciddi olalım, MBA insanı olalım biraz .
MBA için okul araştırırken İstanbul Bilgi Üniversitesi' ni görmüş bulundum . Okulun hemen hemen bir çok yerinde okuduğum ve çok hoşuma giden bir söz vardı. Şimdi tam da manzaraya denk geldi ya paylaşmadan olmaz ;

Non Scholae Sed Vitae Discimus*

Lucius Annaeus Seneca

*: Okul için değil , yaşam için öğrenmeliyiz....

26 Nisan 2010 Pazartesi

Zamanı gelmişti parçaları birleştirmenin :)


Özlemişim bee.. Ne zamandır yapmıyordum , en son yazın bi 1500 parçalık bitirmiştim. İhtiyacım vardı bu ''bağımlılığın'' verdiği dinginliğe , o konsantrasyon anına , tamamlamanın verdiği hazza...
Eh başlıyorum hemen bu gece gerçi seyahatler , işler , toplantılar , ihmal edilmemesi gereken vatandaşlar(!) baya yoğun herzamanki gibi...
Artık ne zaman biter bilemem , bitince de bi foto alırz artık el emeğimiz göz nurumuz diye :) Şaka bi yana gerçekten 2,15 miyop olmamın yegane sebeplerinden ossun bayılıyorum bu puzzle olayına be....

You

Bir sinema filmi desem hayatıma , başrol oyuncuları var , filmin ağırlıklı geçtiği ana mekanlar var ve olay örgüsü var , akışı var. Ara ara da figüranlar oluyor hani bir veya birkaç sekansta gözüküyor . Zaten her oyuncu ilk başlarda figuran gibi kısa sahneler ve repliklerle yer buluyor bu ne zaman biteceği Allah'tan başkasının bilmediği real time otobiyografik eserde .. İşte , bazısının ilk sahnesini diğer sahneleri izliyor bir bakmışsın hala rolleri var hayatında ne güzel...Artık sen O'nun için bir figuran , konuk oyuncu değilsin O da senin için değil , yardımcı rollerden hatta baş karakterlerden biri olmuşsunuz bu arkadaşınızın , tanıdığınızın.
Bir de şöyle bir şey oluyormuş bunu da yeni koydular senaryoya , bir figuran mı konuk oyuncu mu ilk önce tam anlamıyorsun hatta filmin geçtiği sahnede orada bulunan bir ''gönüllü figuran'' desek daha mı doğru olur ...
Gel diyorsun , şurda bir iki dakika dur , melek kalpli ya bu , ''tamam'' diyor. Ne oluyorsa oluyor birden pat diye ''leading actor'' oluyor hayatında .Onunla paylaşmak istiyorsun birçok sahneyi, ne kadar çok repliği varsa o kadar mutlu oluyorsun...

18 Nisan 2010 Pazar

Seppeeet



 Sepet .

Sepet mi ? Valla seppetim ben . Bu lafı da daha yeni öğrendim , kısmet... Bir laf bir insanı tanımlamak için anca bu kadar uyar . Söyleyen arkadaş sen var ya , seni ben ne yapayım ??? :)
Gerçi O'nun banko lafı ama bana tam uydu bu sepetlik mertebesi...Artık başkasına söylemesin Ben olayım yegane sepet

Ohh be , insanın kendini bilmesi ne güzel :)

Artık bana herşey mübah e ne de olsa seppeeetim ben .

16 Nisan 2010 Cuma

Feeling the blanks


Aslında okulda bizi senelerce kandırmışlar filling the blanks diye mühim olan feeling the blanks miş ....
İçimde bir boşluk vardı ki nerden baksan bir buçuk sene olmuştu. ''Numb'' olmuştum nereyi doldurucağımı bilmiyordum ki boşluğu kapatayım...

Neyin eksik olduğunu bile hissedemiyordum ki boşluğunu doldurayım. Bi an geldiki hissetim artık dolsa da dolmasa da ....
Ah işte o an var ya süper .....

11 Nisan 2010 Pazar

Geçmiş zaman olur ki .....



Offf bi efkarladım ki sorma gitsin ... Ne güzeldi be o gece Ah Armin sen büyük bir adamsın ... Bir resmi kaldı hatırası  baabında diyelim...

Zaten bu günlerde biraz garip gibiyim yani ördek gibi falan  yada emotional Frog diyelim iyice bir bohemleştim.. Armin de saolsun katmerliyor ruh halimi

Çok önemli dip not : Vay arkadaşım yerimizde çok şukela imiş ya !!! En tepelerden bakmışız ortama  Saol Catalinacığım gerçi o gece sana sepet havası yapmıştım ama napayım sen bakmışsındır başının çaresine İspanyol güzeli :) Yani Catalina da ayrı bir başlık konusu olucak yakında söz !!! Şirkette  ne kadar testesteron  sahibi arkadaş varsa ; senin ne zaman tekrar İstanbul'a geleceğini sorup duruyor :))

8 Nisan 2010 Perşembe

Halet-i Ruhiyem (Currently)



I wanna  do BAD THINGS with youuu....

Anlayana........

7 Nisan 2010 Çarşamba

Yakışştı Bea !!


                       

Tek taşımı kendim aldım tek başıma kendim taktım = : )))))

Photographed by Derin Türköne in Frog's house at 11:40 p.m.

PS : Derin are you f***ing serious ???....LOL

5 Nisan 2010 Pazartesi

Alsam mı almasam mı ? Gitsem mi gitmesem mi ?


Bende bir laz inadı varki Allah Yarabbi , anlatılmaz zaten bilen bilir :)... Malum bizim 'AĞA' başkan Mr. Aziz Yıldırım' a biraz kızgınım inat ettim bu hazret inmeden başkanlık koltuğundan Şükrü Saraçoğlu' na maç seyretmeye gitmiyorum . Bu sezonla beraber 3 sene oldu o Mabed'e ayak basmayalı ... Gel gelelim içim içime sığmıyor artık bir yandan damarlardaki  sarı lacivert kan bir yandan Laz Damarı !!! Durum vahim...

Kombineler , hali hazırdaki hak sahipleri öncelikli olmak üzere satışa sunuluyor bu yakın zaman içinde ...Artık ben de dayanamayacağım gibime geliyor ama bir yandan kendime verdiğim sözden de caymak istemiyorum ama bu mübareğinde gidesi yok hiç...

Bilemedim.... Bu konuyu dostlarla istişareye açıyorum. Nihai kararımı da bu blogdan bildireceğim...

30 Mart 2010 Salı

Dün gitti ve bitti. Ne varsa yaşamak lazım şimdi bugüne ait olan



 
O görünmeyen ama beni bir güzel  sıkıca bağlayan zincirleri kırmadan ben bu döngüyü kıramayacağım bunu anladım.
Hiç birşey yapmadan olmuyor , de-ğiş-mi-yor işte insanı geren , sıkan ne varsa , -ah su sabah bir uyandim ki hayatımda değiller- diyebilmiş bir kişi mi vardır şu dünyada  ?

Yaradan , her yarattığını bir sebeple yaratmış. Bir anlamı , bir nedeni var her varolmuşun. Benim de haklı sebeplerim var bütün dilediklerim için  . O yüzden bu sefer vazgeçmem ama aceleye de gelmesin zorlama olmasın , o mutluluğu yaşamak hakkım diyebilmem için sabretmek gerekir ; bu bir erdemdir ki  çok şükür ki bende var ve razıyım....

Artık biliyorum , çünkü yaşadım ve öğrendim hem anın değerini hem de sabretmenin kerametini.

Ben  karar verdim , hak ettiğimden azına razı olmamaya , ve artık emin oldum hissetmenin yasak olmadığına...