30 Mart 2010 Salı

Dün gitti ve bitti. Ne varsa yaşamak lazım şimdi bugüne ait olan



 
O görünmeyen ama beni bir güzel  sıkıca bağlayan zincirleri kırmadan ben bu döngüyü kıramayacağım bunu anladım.
Hiç birşey yapmadan olmuyor , de-ğiş-mi-yor işte insanı geren , sıkan ne varsa , -ah su sabah bir uyandim ki hayatımda değiller- diyebilmiş bir kişi mi vardır şu dünyada  ?

Yaradan , her yarattığını bir sebeple yaratmış. Bir anlamı , bir nedeni var her varolmuşun. Benim de haklı sebeplerim var bütün dilediklerim için  . O yüzden bu sefer vazgeçmem ama aceleye de gelmesin zorlama olmasın , o mutluluğu yaşamak hakkım diyebilmem için sabretmek gerekir ; bu bir erdemdir ki  çok şükür ki bende var ve razıyım....

Artık biliyorum , çünkü yaşadım ve öğrendim hem anın değerini hem de sabretmenin kerametini.

Ben  karar verdim , hak ettiğimden azına razı olmamaya , ve artık emin oldum hissetmenin yasak olmadığına...

29 Mart 2010 Pazartesi

Feysbuk Senden Korkulur



Ahanda acı gerçek ....

Uyarmadı demeyin ben bilinçli , sorumluluk sahibi bir küççük kurbaa olarak telkinimi yapayım...Lütfen önce yukarıdaki resmi tikkatle inceleyeniz , sonra bana kızınız eğer  luzum görürseniz ...
Veya ;
''Bohemian Frog da Facebook'a gelsin buranın tozunu dumana katsın diyen 345 kişi bulabilirim'' diye grup açın , gruplaşın.

Bohemian Frog ; meraklısına bol feysli günler diler ....Aman feyssiz kalmayın ; yoksa mazallah başkaları ne yaptığınızı  , nerde , ne zaman ve kimle yaptığınızı öğrenmezse o yaptığınızın ne manası kalır değil mi ?

Peşin Peşin Açıklama : İşbu yukarıda verilen tanımlama ;   malum oksijen israfı kitleye ithafen yapılmıştır. Diğer şuur sahibi , akıl fikir sahibi kullanıcıları tabiki seviyoruz ...

28 Mart 2010 Pazar

Öğrenilmiş Çaresizlik


Bu MOR MENEKŞELER iflah olmuyor. Evire çevire yaa.... en dalyangoz olduğumuz sezonda bile bunları görünce bize bişeyler oluyor.... ya da artık keramet bu mor menekşenelerin Feneri görünce ''madem ırzımıza tecavüz kaçınılmaz zevk almaya bakalım diyerek bir öğrenilmiş çaresizlik içine girmiş olmaları mı ?Bilemiyorum , bildiğim tek şey mutluyyuummmm beeee .....

Yanlız bu maç için beni üzen tek bir nokta var o da Selçuk attığı golle en az bir sene daha Fener'de :(

WTF ????



Ben bunların yaptığı binaya girmem arkadaşım:))

25 Mart 2010 Perşembe

Seni Severdim...


Seni Severdim...
Güzel adamdın sen , ''adam'' adamdın ....
''Sayın'' lafını en çok hakeden başkandın sen...Hakikaten Sayın Başkan'dın sen.
Bizim rekabetimizi en güzel şekli ile içine sindirmiştin. Bu rekabet, iki kardeşin rekabetidir. Abimiz olmuştun , elimizi sıkmıştın takımın mabedimizde tarihinin en büyük yenilgisini aldığında .Abiydin sen çünkü ....
Seni severdim...
Sen , bir büyük camianın başkanı olup , o klubü kendi çıkarların için hunharca kullanmadın bazıları gibi , kendi çıkarlarını , sağlığını bir kenara fırlattın attın çünkü renk aşkın vardı senin ; koltuk aşkın değil...
Seni Severdim ...
Okul yaptırdın , cami yaptırdın.İhtiyacı olana , varlık sahibi bir işadamı olarak hep elini uzattın biliyorum ama bunu kimse bilsin diye de yapmadın... Sosyal sorumluluk sahibi , vicdan sahibi idin.
Seni Severdim...
Ama babamı da benim yanımdan alıp ,  herbirimizin gideceği sonsuz dünyaya götüren o aynı illet hastalık seni de aldı götürdü , Özhan Abi. Ne de benzerdin babama upuzun boy , nazik bir ses tonu , beyaz saçlı filinta delikanlı idiniz ikiniz de...
Seni Severdim...
Senin için birşeyler yazmasam olmazdı.Allah rahmet eylesin. Mekanın cennet olsun Özhan Canaydın ;
SENİ SEVİYORUM....

21 Mart 2010 Pazar

Biz kaç kişiydik ? Kaç kişi olduk....


Maşallah bugün Anadolu yakasında ikamet eden hadi abartmayalım Kadıköy ilçesinde diyelim her vatandaş Bağdat caddesinde idi desem gene abartmış mı olurum ?

Valla ben doğma büyüme ''cadde çocuğu'' yum ama bugün , yemekte de bizm buddylerle bunun mevzusunu yaptık;
Bu kadar insan yoktu biz buralarda voltalarken çok değil bundan 10 sene önce belki ....
Eskiden ; adım başı bir tanıdıkla karşılaşmaktan Erenköy Divan 'dan Şaşkınbakkal'ın bitimine 1 saatte yürüdüğümüzü hatırlarım , her gördüğümüzle en az 10 dk öpüşme ,sarılma hal -hatır anca çünkü... E bugün aynı mesafeyi 1 saatten  bile fazla bir zamanda alabildik çünkü bir insan seli ki tahayyülü zor ...Kalabılıktan aynı araç  trafiğindeki gibiyiz , ilerleyemiyorum... 

Nerde o eski yüzler bu kalabalıkta görebilir miyim acaba derken ;oldu güzel bir tesadüf yine Allah'tan...
Olsun her hali ile güzel benim ''caddem'' ...

Sahan ; sana anne diyebilir miyim ??




İşte mutluluk budur ; yani ne kadar açmışım ki pozu almadan löpletmeye başlamışım ...

Olsun et malum protein deposu, biz de sporcu bir bünyeyiz  ihitiyaç duyuyorum  , yarasın , Yaradana hamdolsun ...

Sahan Kebap ; beni büyüten lezzetin mekanı ... 10 Numeroo...

With my best regards :)

19 Mart 2010 Cuma

Armin The Magnificent literally blew my mind ....





Dün gece benim için milat oldu  ....

Artık A.Ö diyorum bundan sonra bundan önceki dinlediğim bütün şarkılara , bütün konserlere , bütün müzik için yaptığım yorumlara şimdi A.S dönemi....

Gerçekten ''Live'' bambaşkaymış zaten mükemmele yakın birşey bekliyordum 4 aydır sırf bu adam kulaklarımda desem yeridir... Bir de Sagopa Kajmer'de böyle olmuştum ...

Ama o tınılar o coşkusu mükemmele yakın değildi. Fersah öteydi mükemmelden .Bir yerde okumuştum -şu an anımsayamıyorum nerdeydi affola-''Bu adamın müzği dinleyenin IQ sunu geliştirir'' diye birşey... Açıkçası o zaman Nassı ya ??? filan demiştim yokkk artık dimi yani ama öyleymiş IQ um da algım da gelişti 4 ayda.. Dün gece de tavan yaptı vallahi sanki bu biraz egosantrik oldu ama gerçekten bambaşka hissettiriyor , arka arkaya patlama yaşıyor bedenin , aklın ...
Bana göre müzik ; dinleyene , aynı kişiyken bambaşka olabildiğini , hissemediği şeylerin hissedebildiğini ispat eden şeydir .Bence , bu adam da bunu sonuna kadar beceriyor...

Ve bu arada birşeyden bahsetmezsen asla olmaz , benim Armin'in dreamland'ine tesrif etmeme vesile olan , çok yardımsever , çok yoğğun bir Arminci var artık baydı bu teşekkürlerimden ama bir kez daha , teşekkür ediyorum ....


14 Mart 2010 Pazar

Piyer Pare ... Attention Pleaseee


Ahhh ne adamsın sen be... tam bu Amerikalıların ''Wild Boy'' dediği cinsten . Kendisi ;  otomotiv sektöründe  üst düzey satış yöneticisi  ; her sene gelir , asayiş berkemal mi kabilinden bizi ziyaret eder...
 
Temmuz 2009...Pier efsanesi ile ilk tanışmam bu ziyarete dayanır . Kendisi öyle buyurduğu için havalanından bizzat ben gittim almaya , Yahu adam iner inmez ''Reina Reina'' diye tutturdu. Gelmeden internetten araştırmış.Ya dedik Piyer abi bu saatte ne Reinası... Neyse tüm gün toplantı şu bu , eh dedik artık iyice pestili çıktı bir yemek yer , otele sepetleriz.Tüm ekip bitmiş vaziyetteyiz  zati. . Arzu buyurdugu gibi malum mekanda yemek yedik , tek basına bir sise sarabı iç etti bu Dallama , oeeh dedik . Piyer paremizi sag salim oteline bırakıp evimizin yolunu tuttuk. Biz mışıl mışıl uyurken ; bu abimiz otelden tüyüp kendini Angelique' e atıyor. Allahım yareppim tabi mekandaki tüm kızlara ''do you have Faceboook '' diye diye sabahı sabah ediyor. Bizde Ortaköy sahilden ''topluyoruz'' haliyle...
Bu seferde malum  ; gelişi kışa rastladı , Piyer der mi gideyim yatayım otelde  yokkkk , adam 7/24 , yaz-kış kopmaya endeksli .... Ve de tüm hafta bizle idi , onun yüzünden blogçuğumu ihmal ettim be! Tabi her anı ayrı bir hikaye ben sadece bu ziyaretindeki en kopuş anını anlatayım . Son gecesinde, hep beraber , bu çok faideli ziyaretini kutlamak ve kendisine '' şimdilik'' veda etmek için A. Hisarı Lacivert'te yemek yedik , yine tabi tüketilen meyin haddi hesabı yok , ya ne diyeyim adamin kalbi güzel kafası da güzel :)))) Artık neredeyse gece yarısını devirdik , ekipçe balkabağına dönüşeceğiz o derece bitiğiz ...
Piyer baktı bizde muhabbeti devam ettircek bile mecal kalmadı , acıdı bize ve azat etti . Tam restauranttan çıkarken , bana bombayı patlattı ;
-Do you think I am gonna get some sleep tonight ? I  donn't think so ! I want to dance all night!

Aman yarabbim , valla kendisini oteline sağ salim bıraktı şöfor ama gerisini kimse bilmiyor...Neyse Allahtan benim facebook kullanmadığıma sonunda inandı , aramış , aramış bulamamış garibim

Gene gel , gene kopart bizi Piyerrr Abi

PS : Tipe bakk.. At hırsızı!!! .. Hiç dermisim Belçikalı ??? Bildiğin İnönü stadının önündeki  köfteci Şoğppar Ahmet  bu beee :))))




8 Mart 2010 Pazartesi

It is not just a shoe



It is art  and it's definitely worth to experiencing Monday syndrome
And you have to have it !!! and you have to work  because you need  675 €  to own it.
Suddenly ,  Monday  does not sound as lame as it did before .

What a miserable or should we say wonderful life....


Nedir bu Pazartesi sendromu ? Çaresi var mıdır ? Bilemiyorum ; bilsem herhalde iyi para kırardım  5 yıldızlı otellerde  en az 3000 $ para verilip dinlenilen ''guru'' lar kervanına katılırdım ;ahkam keserdim:

-Mutluluk   içinde ;  hepsi senin içinde-( tribute to Cem Yılmaz :) )

Ne yazik ki , -şimdilik- bu yaralarına derman olamayacağım biz modern zaman kölelerinin....

Neyse , bugün bu lanet buhranı son raddesinde hissetmiş olan bir kıymetli arkadaşım başta olmak tüm erkek alemine yukarıdaki güzel ablaya bakın diyorum. Yani bunu gören erkek cinsinde buhran muhran kalmıyor, sonuç %100 performance ....Zuauahahaha...
Kendisinin adı bende saklı , yanlızca Italya da yasayan ''no name'' bir dilberalla kendisi  ; bunu soyliyeyim. Bağyan cinsinden pazartesi mağdurları için de  azzzz sonra bir mutluluk silsilesi ekleyeceğim.

3 Mart 2010 Çarşamba

Ne güzel söylemişsin Great Borges...


Kader , tekrarlara , çeşitlemelere ,simetriye düşkündür.

''Komplo'' , Jorge Luis Borges

Bırakmak kendimi o kadere ; şu kadar zamanda şu iş bitsin ,  deadline var , o var şu var ... Nereye kadar koşabilir insan daha doğrusu ne kadar koşabilir .Hep geçip giden zamanın tarifinde ''geçmiş yıllar'' diyoruz da ; ya ''geçmiş anlar'' ?
O anların ne kadarının farkında insan ?
Farkında olmak mümkün olmuyor , çünkü hem çok kısa ve önemsiz gözükür gözümüze , hem de önümüze bakmalı , bir sonraki ''anların'' toplamından oluşan  o daha büyük ve anlamlı gözüken günleri, haftaları , ayları hatta yılları kurtarmaya bakmalıyızdır.
-Şu toplantı bir bitsin , hayırlısı ile bugünü atlatalım
-Şu fuar bir bitsin bizim için verimli bir hafta olsun , bir sürü iş bağlayalım
-Bu ayı bir atlatsam , ödenmesi gereken vergiler var , şu ay bir bitsin rahatız!
-Bu yılın sonuna kadar sıkalım dişimizi  , oraya koşturalım , arabamızı değiştirelim, parayı bulalım..bu yıl da iyi bitsin

Ben daha  bittiğini  idrak etmediğim bir günü ,bir haftayı bir ayı veya yılı  bilmem şu hayatta ama anları hep kaçırmışımdır hemen hemen herkes gibi .O zaman ; hayatta tatbik edemesek de J.L.Borges ' i dinlemeli ,
''bir an'' için bile anlattıklarını uygulayabildiğimizi hayal etmeli

Anlar

Eğer, yeniden başlayabilseydim yaşamaya,
İkincisinde daha çok hata yapardım.
Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım.
Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar,
Çok az şeyi
Ciddiyetle yapardım.
Temizlik sorun bile olmazdı asla.

Daha çok riske girerdim.
Seyahat ederdim daha fazla.
Daha çok güneş doğuşu izler,
Daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim.
Görmediğim birçok yere giderdim.
Dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye.
Gerçek sorunlarım oludu hayali olanların yerine.
Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım.
Yeniden başlayabilseydim eğer, yalnız mutlu anlarım olurdu.
Farkında mısınız bilmem. Yaşam budur zaten.

Anlar, sadece anlar. Siz de anı yaşayın.
Hiçbir yere yanında su, şemsiye ve paraşüt almadan,
Gitmeyen insanlardandım ben.
Yeniden başlayabilseydim eğer, hiçbir şey taşımazdım.
Eğer yeniden başlayabilseydim,
İlkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım.
Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla.
Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır,
Çocuklarla oynardım, bir şansım olsaydı eğer.
Ama işte 85'indeyim ve biliyorum...
ÖLÜYORUM....
Arjantin-1985

J.L.BORGES

FYI : The calligraphy means ''Double happiness in Chinese culture ''

Sen yoldan gönüllü çıkmıssın be Abla !!!

 Bu hangi mahallenin manyağı bilemeyeceğim ama bence çok ters ''açılımlar'' , çok ters ''açılar'' bunlar:))))

Shame .... Shame .... Shame

2 Mart 2010 Salı

Seni kınıyorum ve Sana laflar hazırladım Episode-2

Bir insan bir hatayı kaç kere tekrarlayabilir. Keşke yapılan şeyin geri alınma şansı olsa ama nerde... Kaç kere söylüyorum da hiç tınmıyor yahu.Kime mi kızdım ,kendime...You r banned Ms. Frog...

Poor me :(((

I am sick ... Not mentally !!:) Yaz nezlesi midir nedir , ondan olmuş bana , gözlerim yaşlı .Ya böyle ağlak ağlak takılmayı sevmiyorum ama , insanım ben de yahu ... Gerçekten insan hasta olunca ilgi , alaka , şefkat istiyor. İnsan bu kadar aciz olur mu , bir virüs seni alıyor bambaşka bir ruh haline sokuyor.
Ya çok sevdiğim bir arkadaşım , -adı bende saklı- bu hatun ''Aşık olmak istiyorum'' diye geziyor bütün gün , hatta geçen hafta beraber yemek yiyoruz ;hareretle birşeyler konuşuyoruz aşk filan yakinen bir alakası olmayan , aniden gözlerini bana dikerek '' Ya ben aşık olmak isityorum'' dedi. Ne yalan söyleyeyim , masada bir başka arkadaşımız daha vardı , ikimizde tabiri caizse öyle bir koptuk  ki , tahayyül edemez kimse , anlatılmaz , görülmeli idi, Ne oldu be güzelim Vahiy mi geldi???:)))) Hani o anda bize ne yapabilirdik , bu derdi için bilemedim....
Neyse şimdi canım arkadaşımı  ben çok iyi anladım , demek insan yaşlanarak değil yaşayarak tecrübe eder derler , cidden doğru . İnsanın küçük bir virüs sayesinde bütün zırhları düşüyor , kendisine bile itiraf edemediği şeyler ,görmezden gelmeye çalıştığı  gün içinde aklına getirmemek için çaba sarfettiği bütün o duygulanımlar , beden gücü düşünce , beyne hakim oluyor. Yani bilemiyorum çok ilginç , Human Nature!
Bütün egolardan sıyrılmak oh be ne güzel , keşke yapabilsem , yani tabi duygusallaşmak  için hastalanmak iyi bir bahane değil  ama böyle daha kolay oluyor....

1 Mart 2010 Pazartesi

We Are The Champions ...

Öyleyiz... Bir kaç zamandır tv de tanıtıcı reklamlar dönüyor, gördükçe gururlanıyorum , seviniyorum ...
Mükemmel...Dile kolay -evet dile kolay yoksa yapması zor- 20 Milyar USD yi aşan bir ihracat rakamı.
Inanılmaz bir Ar-Ge, yatırımlarını ülkemize taşıyan dev markalar, dünya piyasasında dominant olmaya aday yan sanayi üreticileri.
Ben gözümü bu sektörde açtım, benim için otomotiv sektörü ihracat demek , ihracat otomotiv sektörü.
Hatırlıyorum , -ki çok olmadı geçeli  o yılların üstünden - TURKEY adını duyunca , hedef pazarlardaki, potansiyel alıcılardan bazıları depar atarak uzaklaşıyorlardı.Ama bütün bu ön yargıları , kötü imajı , sildik . Ben global krizden en çok etkilen sektörlerin başında gelen Dünya Otomotiv Endüstrisinin , bu durgun dönemini iyi değerlendirdiğimizi düşünüyorum Hatta, ne düşünmesi ayan beyan rakamlar ortada , ispatlıyız artık!!!Dediğim gibi , ithalatçıların Türkiye 'ye çekimser yaklaşmasına sebep olan , orijinal olmayan ürün , düşük kalite üretim , talebi karşılamakta geciken üretim gibi birçok kötü fikir ,izlenim  artık yok. Bir zamanlar, Çin muamelesi görüyorduk yahu....Otomotiv ve otomotiv yedek parça üretimimiz ile gerçek anlamda Dünyayı fethettik diyebilirim artık.
Hergün , ofiste çalışırken aklımda  en samimi hali ile şu düşünce var ;
Daha fazla ne yapabilirim ? İşini tutku ile yapan, ''Şanslı '' insanlardanım , şükür....
Eminim bu sektörde çalışan mühendisler , ihracatçılar , tasarımcılar ,üretim şefleri hergün mutlaka daha iyisini yapmanın yolunu arıyorlar.
Çünkü bu sadece yatırım yapan sermaye sahibinin, sadece Ar-Ge Mühendislerinin yada sadece Sales&Marketing ekibinin yaptığı bir iş değil. Hep söylerim Bu bir TAKIM işi.
Bireysel olarak ise  şunu söyleyebilirim ; bu büyük takımda olmak çok güzel....
''Cause we are the champions - of the world ....