22 Haziran 2010 Salı
WTF
Eğer aşırı sex isteği hasıl olduysa eril bünyede , ben bu resmi katiyetle tavsiye ediyorum, zannederim Şahin K. bile isyan eder bu ne ya denizden gelen buz gibi yarmagül : )))) Tövbeler töbesi.....
Beyond Failure diyorum ....
Etiketler:
Absürd,
What The f**k Moment
Teknoloji gelişir , Eblehlik baki kalır
Biri eline telefonumu alsa , şöyle bir kurcalasa diyecek ki niye hep tanımadığın numaralar ile konuşup mesajlaşıp duruyosun . İtiraf ediyorum, teknolojik üşengeçlik mallığından muzdaripim!!!!En çok mobil iletişim kurduğum kişileri bile oturup rehbere kaydetme kabiliyeti yok bende! Bu kadar numarayı ezberde tutmak daha kolay geliyor . misal şu bir kısmını kamufle ettiğim numerolardan birisi öz be öz abime ait. Bir diğeri günde 300 kez filan mesajlıştığım çok yakın bir akadaşıma Kendisini arayacağım zaman mesajlarını açıp , . numarayı ara diyorum o yuzden arama ekranında başında +90 ile çıkıyor.Her aradığımda valla kapatınca kaydedecem diyorum ııhh ıhh , öyle sanki 40 kat yabancı gibi takılıyo.Allaha şükür , şu ana kadar bu durum çok büyük bir pota neden olmadı. Alakasız birini , alakasız bir saatte filan arama ihtimali var ; aman diyeyim... Hatta ondan da kötü bir conspiracy theory de var ki ; çok uygunsuz kaçabilecek bir mesajı , yanlış numaraya yollamak. Diğerinde , pardon karıştırdım der , kaparsın en kötü ihtimal!Ateşle oynuyorum zaten pek hırlı bi mahlukat değilim , niyazi olmayalım sırf bu mobil özürlülükten :)
Ama azmedicem , oturcam herkesin numarasını ismiyle cismiyle kayıt altına alıcam telefonda! İşin komiği, hangi numaranın kime ait olduğunu nasıl da ezberlemişim. Dahilik ile delilik arasındaki ince çizgideyim sanırım deliden ziyade teknolojik spastiklik kısmına daha bi yakınım bu konuda
Ama azmedicem , oturcam herkesin numarasını ismiyle cismiyle kayıt altına alıcam telefonda! İşin komiği, hangi numaranın kime ait olduğunu nasıl da ezberlemişim. Dahilik ile delilik arasındaki ince çizgideyim sanırım deliden ziyade teknolojik spastiklik kısmına daha bi yakınım bu konuda
20 Haziran 2010 Pazar
Azalarak Bitsin : Mondays!
İçimde bir sıkıntı , pazar akşam üstü .Bir de uçağa yetişme telaşı var şimdi . Oldu mu bu şimdi Bitti mi şimdi tatil ? Hep bu Pazartesi yüzünden. Hangi terbiyesiz kadının evladı bu Pazartesi yi hafta başı yaptı valla ebesini mezarda ters döndürmek lazım!!
Aslında başlıkta da yazdım ; bu pazartesiler azalarak bitsin . Şöyleki ; ilk etapta Pazartesi günleri işe ,okula 10 : 30 da gidelim. Bari deli danalar gibi üstümüzden geçmiş haftasonunun etkisi biraz azalır , mesai bitimi de 15: 30 olsun.Böyle azar azar , bu cenabet günün hayatımzdaki yeri azalsın ,azalsın sonra şak! diye bitsin. Eminim eğer böyle birşey olur ise , artık Pazartesi tatilden sıkılınmaya başlanan 3. gün olur , herkes haftanın ilk çalışma günü olarak Salıya karşı daha ılımlı yaklaşır.Zaten , ben bu konuda bayram tatillerinden ötürü deneysel tecrübeye sahibim , Hakikaten 3 veya 4 günlük bayram tatillerinde artık son günün son saatlerinde, bi ''işe yarama'' isteği ,malak gibi yatmaktan yada çılgın atıp kudurmaktan sıkılma eğilimi başlıyor.Demekki ideal haftasonu 3 gün olmalı! İsviçreli bilim adamları da bana katılır mı bilemem ama dünya nufusunun çoğunun desteğini alacağımı hissediyorum şimdiden:)
Gelme Pazartesi gelmeeeee.... İşin kötüsü bu sefer ben sana geliyorum biçare modern kölen miyim ulen ???
Aslında başlıkta da yazdım ; bu pazartesiler azalarak bitsin . Şöyleki ; ilk etapta Pazartesi günleri işe ,okula 10 : 30 da gidelim. Bari deli danalar gibi üstümüzden geçmiş haftasonunun etkisi biraz azalır , mesai bitimi de 15: 30 olsun.Böyle azar azar , bu cenabet günün hayatımzdaki yeri azalsın ,azalsın sonra şak! diye bitsin. Eminim eğer böyle birşey olur ise , artık Pazartesi tatilden sıkılınmaya başlanan 3. gün olur , herkes haftanın ilk çalışma günü olarak Salıya karşı daha ılımlı yaklaşır.Zaten , ben bu konuda bayram tatillerinden ötürü deneysel tecrübeye sahibim , Hakikaten 3 veya 4 günlük bayram tatillerinde artık son günün son saatlerinde, bi ''işe yarama'' isteği ,malak gibi yatmaktan yada çılgın atıp kudurmaktan sıkılma eğilimi başlıyor.Demekki ideal haftasonu 3 gün olmalı! İsviçreli bilim adamları da bana katılır mı bilemem ama dünya nufusunun çoğunun desteğini alacağımı hissediyorum şimdiden:)
Gelme Pazartesi gelmeeeee.... İşin kötüsü bu sefer ben sana geliyorum biçare modern kölen miyim ulen ???
16 Haziran 2010 Çarşamba
12 Haziran 2010 Cumartesi
Kişinin büyüdüğü anladığı an
Evet varmış böyle birşey , yaşanıyormuş , yaşayıp da anlıyormuş insan büyüdüğünü , artık olgunlukla karışık bir üzüntü ve kabullenişi birlikte yaşamak , iliklerine kadar hissetmek , acının gelip zönk diye tam diyaframının biraz üstüne oturup boğazını zorlaması , sanki alıp verdiğin nefesle acıyı soluduğu hisstemek . işte tam da şu an bunları aynen yaşıyorum hatta bana sorsalar bu kelimelerin ifade ettiğinden daha fazlası ama ah işte o kelimeler öyle kifayetsiz ki Nur içinde yatsın şair dedirtiyor...
Bu yazı kaç paragraf sürer bilmiyorum , yüzlerce yazacak kadar doluyum...Burası da benim mekanım ise bugün benim kahrım çekilsin napayım...
Ahhh avazım çıktığı kadar içli içli ağlayamıyorum dedim ya büyümüşüz , olgunlukla karşılıyoruz zaten bildiğim bir şeyin sonunda tam da günü geldi.Bin kere soruyorsun acaba herşey farklı olsaydı ne kadar mutlu olurduk veya olmazdık. Son sözlerini hatırlıyorum ; ''keşke herşeyi değiştirme şansım olsaydı'' demişti ki ikmizin de elinde böyle bir güç yoktu.Bazen sevmek , aşık olmak yetmiyordu , hayatta bazı şeyler vardı ki yollar hiç istenmese de bir daha birleşmemek üzere ayrılıyordu.O kendi toprağında ben kendi toprağımda büyümek yeşermek ve günü gelince solup gitmek durumundaydık.Yeni yetme değildik ; yeni yetme olsak o gözümüzü korkutan bazı şeyleri göğüsleyecek cesaretimiz olurdu , kocaman bir kadın ve kocaman bir adamdık.
O derin bir nefes aldı ve kendi toprağından bir çiçekle yola devam etti.Ve bizim asla varmamıza imkan olmayacak o vuslata bugün onunla eriyor. Artık düşünmek , sevgiyle anmak ,nefretle anmak vb. anlamsız...
Ortak bir arkadaşın yazdığı '' X'in son bekarlık saatleri'' mesajını okumak....
İşte sanki söyleyeceğim çok şey var da , yazsam yada konuşsan tek bir kelimeyi bulamıyorum ya da tam söyleyecekken saçmalık ötesi geliyor düşündüklerim . Tam bir dilemma yaşıyorum.
Dedim ya şu an artık ne küçük bir kız çocuğu, ne hayatının deli çağında bir 17 lik bir genç kız değilim. Çünkü, artık tam anlamıyla sonsuzluğa kadar kaybettiğim kişi ne mahalleden taşındı ne de başka bir okula geçti .Hayatımın çok farklı bir evresindeyim artık .Artık, çok daha ciddi çok daha resmi bir en dibe gömme, hiç hatırlamamak üzere unutmuşluk oyunu oynama zamanı.Büyüyünce böyle oluyormuş işte.
Ama bir de kişinin büyüdüğünü anladığı anda , o büyümüşlükle gelen '' olgunluk, metanet'' gibi kavramlar gelip yerleşiyor içine ki bu da dengeyi sağlıyor.
İşte bu ''denge'' sağlayıcı olgunluk , metanet , muhakeme şunu da dedirtiyor insana ;
Herşey olur , herşey unutulur, ve hayat devam eder her yeni günle yeni şeyler gerekse bir de üstüne üstlük Allah yardımcımız olsun derim. Ve büyürüm birazcık daha ...
PS : Kişinin büyüdüğünü an , biraz da pişmanlık nedir öğrendiği andır.
PS 2 : Bu yazıyı yoruma kapatiyorum , teselli istemiyorum , bu konuda benden başka kimse birşey söylemesin...bu da bana kalsın
Bu yazı kaç paragraf sürer bilmiyorum , yüzlerce yazacak kadar doluyum...Burası da benim mekanım ise bugün benim kahrım çekilsin napayım...
Ahhh avazım çıktığı kadar içli içli ağlayamıyorum dedim ya büyümüşüz , olgunlukla karşılıyoruz zaten bildiğim bir şeyin sonunda tam da günü geldi.Bin kere soruyorsun acaba herşey farklı olsaydı ne kadar mutlu olurduk veya olmazdık. Son sözlerini hatırlıyorum ; ''keşke herşeyi değiştirme şansım olsaydı'' demişti ki ikmizin de elinde böyle bir güç yoktu.Bazen sevmek , aşık olmak yetmiyordu , hayatta bazı şeyler vardı ki yollar hiç istenmese de bir daha birleşmemek üzere ayrılıyordu.O kendi toprağında ben kendi toprağımda büyümek yeşermek ve günü gelince solup gitmek durumundaydık.Yeni yetme değildik ; yeni yetme olsak o gözümüzü korkutan bazı şeyleri göğüsleyecek cesaretimiz olurdu , kocaman bir kadın ve kocaman bir adamdık.
O derin bir nefes aldı ve kendi toprağından bir çiçekle yola devam etti.Ve bizim asla varmamıza imkan olmayacak o vuslata bugün onunla eriyor. Artık düşünmek , sevgiyle anmak ,nefretle anmak vb. anlamsız...
Ortak bir arkadaşın yazdığı '' X'in son bekarlık saatleri'' mesajını okumak....
İşte sanki söyleyeceğim çok şey var da , yazsam yada konuşsan tek bir kelimeyi bulamıyorum ya da tam söyleyecekken saçmalık ötesi geliyor düşündüklerim . Tam bir dilemma yaşıyorum.
Dedim ya şu an artık ne küçük bir kız çocuğu, ne hayatının deli çağında bir 17 lik bir genç kız değilim. Çünkü, artık tam anlamıyla sonsuzluğa kadar kaybettiğim kişi ne mahalleden taşındı ne de başka bir okula geçti .Hayatımın çok farklı bir evresindeyim artık .Artık, çok daha ciddi çok daha resmi bir en dibe gömme, hiç hatırlamamak üzere unutmuşluk oyunu oynama zamanı.Büyüyünce böyle oluyormuş işte.
Ama bir de kişinin büyüdüğünü anladığı anda , o büyümüşlükle gelen '' olgunluk, metanet'' gibi kavramlar gelip yerleşiyor içine ki bu da dengeyi sağlıyor.
İşte bu ''denge'' sağlayıcı olgunluk , metanet , muhakeme şunu da dedirtiyor insana ;
Herşey olur , herşey unutulur, ve hayat devam eder her yeni günle yeni şeyler gerekse bir de üstüne üstlük Allah yardımcımız olsun derim. Ve büyürüm birazcık daha ...
PS : Kişinin büyüdüğünü an , biraz da pişmanlık nedir öğrendiği andır.
PS 2 : Bu yazıyı yoruma kapatiyorum , teselli istemiyorum , bu konuda benden başka kimse birşey söylemesin...bu da bana kalsın
7 Haziran 2010 Pazartesi
Turkcell'in Emiş Gücü
Bu ciesem şirketi aylardır beynimize nakşediyor '' Çekim Gücü'' ! Bence bunların çok kudretli olduğu başka bir konu da var o da başlıkta yazıyor. Hakikaten abonelerinin cüzdanları üzerinde muazzam bir emiş gücü var , ne kadar sıkışmışsa araya çekip alıyor bu antenler :)
Gerçi hizmet kaliteleri konusunda birşey diyemem ancak yıl olmuş 2010 , bundan aşağısı zaten kurtarmaz , diğer kazmalar onu bile beceremiyor diye , koyunun olmadığı yerde keçi muhabbeti işte.
Bana vakti zamanında bir fatura çakmışlardı bilen bilir 532 205 xy xy diye çok manyak ötesi bir numaram vardı - sonra bazı malum sebeplerden değiştirdim - daha o yıllarda 6 sıfırda halen bizimle :
Birmilyarbeşyüzseksenyedimilyon türk lirası.Yıl 2003 ! Henüz faturamı babamın ödediği yıllar , ödedi adamcağız ama... Aramızda geçen dramatik konuşmayı hatırlamak dahi istemiyorun:(O faturayı da saklamıştım ibret belgesi olarak ama şimdi nereye gömdüysem bulamıyorum , onu bulursam kesin koyucam buraya.
Valla yetti gari , meğmur hattı alıcam..Yok yok vazgeçtim bayılıyorum kendimi şeettirmeye , kalayım ben burda :(
Etiketler:
Seni kınıyorum ve sana laflar hazırladım
6 Haziran 2010 Pazar
İki Medeni ( Narin ) İnsan ( Kezban)
''Beni sevemedin ya , şu belini saramadım ya '' şeklinde düetleşebiliyorlar birbirlerin arkasında kaykıla kaykıla danslar filan ... ?????? Nassı yani ?
Şarkının ismi de manidar ''İki medeni insan'' Bence bunnar biraz fazla medeni direk Narin!!! Şarkının ismini
İki Narin Kezban olarak değiştirdim Ouahahha...
PS : Adları da Murat Boz ve Soner Sarıkabadayı .. Mutluluklar diyelim
xoxo.... :)
Etiketler:
Absürd,
What The f**k Moment
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




